Web Sitemize Hoşgeldiniz, 11 Aralık 2019

ÜÇ KUŞAĞIN YAZARI: GÜLTEN DAYIOĞLU


Şimdiki Yazımızda “ÜÇ KUŞAĞIN YAZARI: GÜLTEN DAYIOĞLU” Konusundan Bahsedeceğiz

Sizinle yapacağımız görüşmeyi kabul ettiğiniz için öncelikle çok teşekkür ederiz.

GÜLTEN DAYIOĞLU: Geleceğe çok yararlı bir hizmeti yapmakta olduğunuz için bunca zahmete ben teşekkür ederim.

(…) “Üç kuşağın yazarı” olarak anılıyorsunuz, ellinci yılınızı aştınız. (…) “Üç kuşağın yazarı” olarak anılmak sizin için nasıl bir duygu?
GÜLTEN DAYIOĞLU: Ben kendimi de irdeliyorum, tüm koşulları zorlayarak “üç kuşağın yazarı” olayım diye mi kitap yazdım? Hayır, hiç öyle bir hedefim olmadı. Ben hep “Aman arkasını uzatmadan hemen okurlarıma yeni bir kitap daha yazayım” görüşüne odaklanmışım. Ancak bu odaklanma kendi kendine olmadı. Okurlarım sürekli olarak yeni kitap yazıp yazmadığımı sorarlardı. (…) Düzenli olarak kitap yazıp üç kuşağa hizmet vermemi onlar sağladılar diye düşünüyorum. (…) 30 yıl çocuklar için yazdım, son yirmi yıldır gençlik romanları da yazıyorum.

Yazar olma heyecanını taşıyan gençlere, bu düşü kuranlara neler önerirsiniz? İzlenmesi gereken bir yol var mıdır? GÜLTEN DAYIOĞLU: Nasıl ressama akıl öğretilemediği gibi, içinden geliyor renkler. Algılaması herkesin çok farklı, yazara da akıl öğretilemez ve bence teknik de verilemez. Herkes kendi tekniğini kendisi yaratır ve bu özgünlüktür aslında. (…) Onun için herkes kendi yolunu kendisi bulsun derim ve şöyle söylerim: “Ödünç akıl cepten düşer.” Bu çok sevdiğim bir özdeyiştir. (…)

Çocukluk yıllarınızda kitaplarla ilk tanışmanızın nasıl olduğunu sormak istiyoruz.
GÜLTEN DAYIOĞLU: Şöyle söyleyeyim, çocukluğumda yaşıma göre kitap denildiğinde, pek çok kitap verdiler. Hepimizin okuduğu Kemalettin Tuğcu’yu okudum. (…) Bizim sınıf kitaplığımızda da pek kitap yoktu; kütüphanede doydum. İlk bilinçli okuduğum kitap “Pollyanna”dır; doğal yapıma onu nedense pek uygun bulmuştum. Sabırlı, hoşgörülü olmayı ister istemez yaşam biçimi edinmiş; (…) durumundan yakınmayan; ama hep ilerisi için iyi, güzel, doğru düşler kuran (…) kimliğime katkısı olmuştur diyebilirim. (…)

Gülten Dayıoğlu, Türk çocuk edebiyatında akla gelen ilk isimlerden. Peki, ilgi duyduğunuz diğer bilim ve sanat dalları nelerdir?
GÜLTEN DAYIOĞLU: Resim sanatına ilgi duyarım. (…) Güzel Sanatlar Akademisiyle okulum bitişikti; Türkiye’nin en ünlü hocalarının, ressamlarının yetiştiği yer. Sergiler açılırdı, oraya giderdik. Her hafta sonu Beyoğlu’ndaki resim sergilerini gezerdik, konserlere giderdik. Bir hafta alaturka, bir hafta klasik batı müziği dinlemeye giderdik. Her hafta sonu konser olurdu o zamanlar, belediye düzenlerdi. Konserlere gitmeyen arkadaşlara biraz tepeden bakardık. Magazin dergilerine dadananlar vardı aramızda, olanca ukalalığımızla “Sen onları mı okuyorsun?” derdik. (…) Kültür alt yapımızı kirletmemeye özen gösterirdik. (…)

Anneniz sizin çocukken yaramaz oluşunuzu, “Benim kız öyle yaramaz ki gün olur düz duvara tırmanır, gün olur gökyüzüne kement atar.” diyerek tanımlıyormuş. Siz de yapıtlarınızı oluşturma sürecinizi aslında bir bakıma “gökyüzüne kement atmak” olarak nitelendirmişsiniz. Nedir size bu gücü veren, bu duyguların kaynağı nedir?
GÜLTEN DAYIOĞLU: Yazma dürtüsü, tümüyle yazma isteği.
(…) Annem yaramazlığımı ifade etmek için, “O derece yaramazdır ki!” demek için söylemişti bunu. Bizim yerel bir söylemimizdir “gökyüzüne kement atmak” deyimi; yaramaz demektir. Yazınsal alanda da ben kendimi hep gökyüzüne kement atar buldum. Gökyüzüne attığınız o kement boş da dönebilir, bir şey de yakalayabilirsiniz, ben epeyce yakaladım. Yani “hayal” olarak benim yorumum; anneminki başka, onunki “yaramazlık”. Gökyüzüne kement atmayı ben yazın yaşamımda hayallerle örtüştürüyorum, bu da yazma dürtüsünden kaynaklanan hayaller.

Sedat SEVER’in proje yöneticiliğinde yapılan söyleşiden kısaltılmıştır.
(Üç Kuşağın Yazarı: Gülten Dayıoğlu’ndan)



BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAS

Yorumlar

Henuz yorum yapilmamis.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.